Loş bir ışığın aydınlattığı masadaki ellerin,
Gözlerim onları izliyordu,
Anlattıklarından farklı hareket ediyorlardı.
Hareretle, ellerimi arıyorlardı birbirlerinden bağımsız.
Ama benim ellerimde hep 'hüzün' vardı.
Ellerim hep doluydu...
Sen bana saçmalıklarından bahsederken ben yalnızca,
Ellerimdeki yükleri nasıl atabileceğimi düşünüyordum.
Anımsadım küçüklüğümü,
Çok değil,biraz zaman önce yalnızca dondurma tutan ellerimin
Şimdi nasılda iki çift avuca özlem duyduğunu.
Ellerin küçüktü ve tutulmayı bekliyordu
Fakat,
Ayakların , bacakların vefasız.
Çekip giden, koşmasını bilen.
Beni ve her şeyi, yalnızca omzuna bakmaya muhtaç eden ayakların.
Loş bir ışığın aydınlatamadığı odada kelimelerinle bir aşağı bir yukarı çıkan adem elmanı izliyordum.
Nasıl diye düşünürken
Nasıl bu kadar hakarete rağmen, güzel gözükebildiğini düşünürken ben adem elmanı ve dudaklarının
Sen çokdan masadaki bitmeye yüz tutmuş çakmağını, bir daha hiç tutamayacağım avuçlarının arasına alıp
Ayaklanmıştın...
O vefasız ayakların,
Oysa ben biraz yakınıma gelmeni isterdim.
Göz pınarlarından bir damla omzuma koymanı dilerdim.
Güzel bir el-veda demeni.
Ellerim doluydu hüzünlerle.
El mahkum hüzünlere.
Gözlerim onları izliyordu,
Anlattıklarından farklı hareket ediyorlardı.
Hareretle, ellerimi arıyorlardı birbirlerinden bağımsız.
Ama benim ellerimde hep 'hüzün' vardı.
Ellerim hep doluydu...
Sen bana saçmalıklarından bahsederken ben yalnızca,
Ellerimdeki yükleri nasıl atabileceğimi düşünüyordum.
Anımsadım küçüklüğümü,
Çok değil,biraz zaman önce yalnızca dondurma tutan ellerimin
Şimdi nasılda iki çift avuca özlem duyduğunu.
Ellerin küçüktü ve tutulmayı bekliyordu
Fakat,
Ayakların , bacakların vefasız.
Çekip giden, koşmasını bilen.
Beni ve her şeyi, yalnızca omzuna bakmaya muhtaç eden ayakların.
Loş bir ışığın aydınlatamadığı odada kelimelerinle bir aşağı bir yukarı çıkan adem elmanı izliyordum.
Nasıl diye düşünürken
Nasıl bu kadar hakarete rağmen, güzel gözükebildiğini düşünürken ben adem elmanı ve dudaklarının
Sen çokdan masadaki bitmeye yüz tutmuş çakmağını, bir daha hiç tutamayacağım avuçlarının arasına alıp
Ayaklanmıştın...
O vefasız ayakların,
Oysa ben biraz yakınıma gelmeni isterdim.
Göz pınarlarından bir damla omzuma koymanı dilerdim.
Güzel bir el-veda demeni.
Ellerim doluydu hüzünlerle.
El mahkum hüzünlere.