26 Aralık 2010 Pazar

İstanbul'un mazgallarının altından akıp gidiyor bulanık zamanlar.
Salak gibi kandırma kendini bir yıl daha uçması kafandaki takvimden
Hiçbir şeyi değiştiremez.
Tıpkı kızarmış gururun gibi.
Hiçbir şeyi değiştiremez, ellerin hep boştu.
Boş olacak...
Bir gün o derme çatma yerde takvimlerin, günlerin bazen ne kadar da
Ağır vasıta hareket ettiğini hiçe sayarak gelecekten bahsetmiştik.
İki salaktık, belkide...
İkimizinde bir annesi vardı.
Herkesin bir annesi vardı.
Kiminin ki bir kahraman, kiminin elleri çatlamış.
Kiminin ki erkenden toplayıp gitmiş bavulu.
İkimizinde gözleri vardı.
Seninkiler bir farklı bakıyordu ama...
İkimizinde elleri vardı,
İç içe...
İkimizinde ceplerinde bir şeyler vardı,
Herkesin ceplerinde bir şeyler var,
Kimininkinde para
Kimininkinde çekirdek
Kimininkinde mendil parçaları...
Ama bi gün,
İkimizede bir şeyler oldu...
İstanbulun mazgallarının altından akıp gidiyor zaman,
Biliyorum ki ikimizde de bir özlem var şu an...

12 Aralık 2010 Pazar

Köpüğe Dönüşen Denizkızı

Bir yerlerde sıkışmış gibi ayaklarım,
Ya da saplanmış bataklıklarda.
Karşı kıyıların getirdiği dalgaları kırıyor sert kayalar.
Biraz da kendini parçalıyor.
Sırf dalgaların inadına.
Aslında dalgalarında bir suçu yok.
O karşı kıyı...
Anaforlarında döne döne atıyor dalgalarını...
Yosunlarında ,
İçi kum dolmuş pet şişelerinde,
Ve insanların tükürükleri sandığım,
Eski bir deniz kızı hikayesinde Ariel'in dramatik sonucu olan
Beyaz köpüklerini,
Yolluyor kayalara.
Karşı kıyılar,
Kara parçalarımın yamaçlarına yalnızca denizin siyahını gönderebildi.