...
Karla karışık yağan yağmurun altında
Deliriyorum dedi kendine, deliyorsun.
Sus ve yürümeye devam et dedi,
Sözünü dinlediği yarımı…
Kaldırımın yanında birikmiş su birikintisiyle göz göze geldi.
Su o kadar bulanıktı ki ancak hayal edebildi yüzünün siluetini.
Soğuk, artık ceplerinin içine girmiş, ellerini kemirmeye başlamıştı.
O anda kendine geldi ve suya tekrar baktı.
Ne kadar berrak dedi.
Aklımı kaçırıyor olmalıyım.
Arkasını döndü ve evinin yolunu tuttu.
Bu sefer rüzgâr tam tersi,
Destekliyordu onu.
Daha da hızlı gitmesi için ittiriyordu arkasından.
Ve kulağına fısıldıyordu, daha hızlı.
Git ve kaldır rüyalarını derin uykularından.
Git ve al, hak ettikleri yere götür onları.
Kalk derin uykundan. Ve bir kez olsun beni dinle.
Buz tutmuş asfalt hızını kesiyordu.
Oysa o koşmak istiyordu.
Ona ağırlık yapan kabanını ve bir türlü susturamadığı
Yarınını düşünen yarımını,
Üzerinden atmak istiyordu…
Rüzgâr biraz olsun etkisini yitirmişti.
Koşmayı bıraktı fakat ayakları durmuyordu.
Olabildiğince hızlı bir şekilde eve yol alıyorlardı.
Kolunu sıyırıp saatine baktı,
Sonra kol saatini çıkarıp çöp konteynırına fırlattı.
Zaman diye düşündü…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder