9 Mayıs 2010 Pazar

Son-suz .

Bilmiyorum,
Beni affedebilecek misiniz, hatalarım?
Doğrulara çok kaptırmıştım kendimi
Öyle ki ağlamayı bile unutuyorum bazen.
Henüz gençken
Yani pınarlarımda bolca su varken,
Nasıl da kaçıyorum onları şalelerinden özgür bırakmaktan.
Sonsuzluğa...
Tıpkı senin gibi sevgilim.
Hatalarım.
Sonsuzluktun sen,
Ölümsüzdün.
Yüreğimde...
Ama ben yaşlanıyorum, işte tek kaygımda bu.
Sen bu kadar berrak ve özgürken.
Pınarlarımın kurumasına nasıl göz yumarım?
Öyle ki aldattım seni
Hem de ölümsüz olduğunu bile bile.
Sana sonsuz bir sancı armağan ettim
Bir kurdeleyle.
Şimdi sen gittin
Hem de çok uzaklara.
Kimsenin bir pınara sahip olma ihtiyacı hissetmediği bir yere.
Hissetmediği bir yere.
Bir gökyüzün bile yok artık.
Ben varken,
Aldatılışlardan biraz önce,
Gök-yüzümüz vardı.
Bir yıldızımız,
Binlerce ayımız vardı.
Bizim yüzümüz vardı.
Hep birbirine bakan.
Şimdi sen gittin
Hem de çok uzaklara
Kimsenin benden söz edemeyeceği bir yere,
Ve sonsuzluğun sonsuz olduğu bir yere.
Ne kadar kötü sevgilim.
Sen buradayken,
Yani sonsuz değilken sonsuzdun benim için.
Ama şimdi evet sen gerçek bir sonsuzluksun.
Onlar için.
Şimdi sen gittin.
Ellerimle seni tutamayacağım bir yere,
Gittin!
Gözlerimle baksam, bulamam şeffaflığından.
Seslensem, çınlayamaz kulakların.
Şimdi sen gittin.
Benim sonsuz sevgilim.
Ne bir başlangıç verebildin bana,
Ne bir son sevgilim.
Benim sonsuz sevgilim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder